Cezaevinde Bir BEN…

Hani ben hep mutluluktan bahsediyorum ya ne gerek var mutsuzluğa, çıkarın hayatınızdan mutsuzluğu, mutsuz insanları, huzursuzluğu, doya doya sarılın eşinize, çocuğunuza, sizi yalnız bırakmayanlara, gerisini hiç düşünmeyin diyorum ya. Hani ben her sabah güne gülümseme ile başlayalım, şükredelim, tutunalım mutluluğumuza diyorum ya. Bazıları tarafından abartı olarak düşünülüyor ya, hiç derdi yok tasası yok diye. İşte benim hayatımın en büyük derdi ve aynı zamanda da en büyük dersi…

Siz hiç tavşandan çıkan şapka oldunuz mu? Ben oldum, hani şaşırırız ya şapkadan tavşan çıkınca. Tavşandan şapka çıktı benim hayatımda , şaşırmak değil, ben donakaldım. 4 sene önce çalıştığım işyerinden öğle tatili sebebiyle çıktım. Ankara’daydım o zamanlar. Gazi Üniversitesi Hastanesinin ara kapısından çıktım arabamla, dar ve küçük bir yoldur arka kapı çıkışı. 78 yaşında bir amca kalp krizi geçirerek atladı arabamın üstüne. Ve hiç beklenmedik bir anda bir insanın hayatının gözlerimin önünden uçup gittiğine tanık oldum ve bir baktım ki Ankara Sincan Kadın Ceza İnfaz koğuşundaydım.
Bir hayat gözlerimin önünde uçtu gitti, sebebi ben miydim diye içim içimi yedi her gün, hala aklıma geldikçe içim sızlar. Trafik soruşturması beni tamamen suçsuz bulmuş olsa da, vefat sebebi önceden geçirilen kalp krizi atağı olsa da, o an hayatım boyunca unutamayacağım izler bıraktı ben de.
Ailenin benden şikayetçi olması üzerine beni apar topar cezaevine götürdüler. Ve ben hayatı hiç öğrenmediğim kadar orada öğrendim bir haftada. Hayat bambaşkaydı artık benim için.
Nasıl mı? Kızını duvara vurarak öldüren bir kadın, beni kızı yerine koydu, akli dengesi yerinde değil, beni bebek gibi üstümü örtüp sabaha kadar saçımı okşadı, bense korkudan titriyordum. İşte akli dengesi olmayan o kadının kızı olabilmekmiş, kızı gibi hareket edebilmekmiş hayat.
Nasıl mı? İzmir Tepecik’ten iki romanın hırsızlık hikayelerini dinleyip, onlarla kalkıp roman havası oynayabilmekmiş hayat.
Nasıl mı? Gece soğuktan titrediğimde trilyonları dolandırmış banka müdüresine sokulup ısınmaya çalışmakmış hayat.
Nasıl mı? Uyuşturucudan içeri girmiş, kibar bayanlardan nefret eden bir kadınla, sisteme, hayata, her şeye karşı hayatımda küfretmemiş ben ana avrat küfrederek konuşabilmekmiş hayat.
Nasıl mı? Gizli gizli tuvalette ağlayıp, koğuşa gayet dik girebilmekmiş hayat.
Nasıl mı? Gardiyanın karşısında çırılçıplak soyunup her yerini aramasına izin vermekmiş hayat.
Nasıl mı? Gardiyanların sabah 8’de sayım var diye bağırmasını, yemekleri koğuşun kapısının altından atmasını kabul edebilmekmiş hayat.
Nasıl mı? Çocuğu beyin kanamasından öldü diye, komşusunun çocuğunun yaşamasına tahammül edemeyip onu da öldüren kadını tüylerim diken diken olsa da sessizce dinleyebilmekmiş hayat.
Nasıl mı? İlk üç gece boyunca korkudan, ağlamaktan, güvensizlikten, tedirginlikten toplamda beş dakika bile uyuyamayan ben, revire gitmek istedim, uyuyabilmem için ilaç vermelerini talep ederek. Revirden koğuşuma bırakıldım ve gece gardiyan kapının küçücük deliğinden bir adet ilacı ağzıma koydu ve parmağıyla tüm ağzımın içini kontrol etti yutup yutmadım mı diye. İşte her yere dokunan o parmağın ağzımın içinde ilacı araması ve benim kılımı bile kıpırdatmadan beklemekmiş hayat.
Sadece hayat mı , artık hayallerim de bambaşkaydı benim. Ve ben hayalleri görüş gününden ibaret olan bir insan olmuştum. Ne televizyon ne gazete vardı, Elif Şafak’ın Aşk kitabını istedim okumak için avukatımdan. Kitabın onaydan geçmesi o kadar uzun sürmüştü ki ben tahliye olmuştum kitaba kavuşamadan. Sadece planlarım vardı yanımda. Cezaevinden çıktıktan sonra yapmak istediklerim. Aileme, arkadaşlarıma doya doya sarılmaktı, şekerli bir Türk kahvesi içmekti, elimi kolumu sallaya sallaya saatlerce yürümekti, güven içerisinde korkmadan ayakkabısız uyumaktı, hiç tanımadığım birilerine doya doya yardım etmekti, bağıra bağıra kahkaha atmaktı, gökyüzünü seyredilmekti bambaşka bir gözle.
Çünkü gökyüzünü hiç görmüyorduk, çünkü çatal bıçak dahi yasaktı ya zarar verirlerse birbirlerine diye, çünkü kahve yasaktı, ilaç yapabilirler diye, çünkü uyuyamıyordum korkudan, ayakkabılar hep ayağımdaydı acilen kaçmam gerekirse diye…
Tam bir hafta kaldım cezaevinde. Bir Cuma günü aniden ailenin şikayeti geri aldığını öğrendim ve hemen tahliye ettiler beni. Vefat eden amcanın oğlunun rüyasına girmesiydi ve rüyasında oğluna “ hiç suçu yokken o kızcağız ne hallerde” diyip, oğlunun suratına tükürmesiydi benim tahliye kararım.
Sonrasında hayatım değişti, bakış açım değişti, her ne olursa olsun şükretmeyi öğrendim, aldığımız her sağlıklı nefes için, çatal bıçak için, gökyüzü için, aklımız yerinde olduğu için.
Mucizelere daha çok inanmaya başladım, hayatın ta kendisi en büyük mucizeymiş bizler için.
Dert edecek hiçbir şey kalmamıştı hayatımda. Ufak tefek sorunlar, iş yeri stresi, tartışmalar, hayat koşturmacası, her şey uçup gitmişti benden. Ne gerek varmış halbuki gerginliğe, tatsızlığa, mutsuzluğa.

Mutlu olacak o kadar çok şey varmış ki dünyada yeter ki kalbimiz pusula olsun bizlere, mutluluk gözümüz açık olsun. İşte o zaman duyduğumuz bir çocuk kahkahası, sıcak pişen bir yemeğin kokusu, özgürce yürüyebilmek, nefes alabilmek…Saymakla bitmezmiş meğer mutluluklar.

İşte bu yüzden abartıyorum ben aslında, siz hiç gökyüzüne her baktığınızda mutlu oluyor musunuz ya da her çatal bıçağa dokunduğunuzda, ya da evinizde sıcacık yatağınızda güven içerisinde uyuyabildiğiniz için.

Yarın ne olacağını kimse bilmiyor. İşte bu yüzden sırf bu yüzden ne gerek var mutluluğu ertelemeye.
Ne gerek var mutsuzluğa…
Sevgiyle kalın, şükürlerle kalın, mutlulukla kalın…

Paylaşmak Güzeldir :)
Share on Facebook0Pin on Pinterest0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0

Cezaevinde Bir BEN…” üzerine 33 yorum

  1. Sitenizi tesadüfen buldum ve gerçekten çok beğendim. Ama şu yazı beni bitirdi. Gerçekten çok zor. Hakkımda yazınızın ardından bu beni oldukça motive etti. Benim gibi düşünen birine ihtiyacım varmış meğer, şu uyku tutmayan saatlerde. Allah kolaylık versin. Bazı gerçekleri bilmeden, görmeden yaşıyoruz ve şükretmiyoruz.

  2. instagramda sizi takip ediyorum. blogdaki yazınızın başlıklarını görünce çok şaşırdım ve hemen yazılarınızı okudum.çok şaşırdım çünkü ben sizi resimlerinizde hep mutlu görüyordum.böyle şeyler yaşadığınız aklımın ucundan bile gecmemişti… ama okuduktan sonra sadece resimlerde değil gerçekten mutlu oldugunuz anladım…Bundan sonra resimlerinizde baktığımda sadece mutluluğunuzu değil acılarınızi huzunlerinizi de görücem ama en çok şükür sebebinizi gorucem… bizimle deneyimlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim…

  3. Siz hep abartın, inanın biz sizi böyle sevdik.. Bu doğal ve samimi gulusunuz ile sevdik..
    Rabbim kimseye yasatmasın, zor günleriniz geride kalmış şükürler olsun ki.. Simdi Mavi var mutlu olmak için :) Sevgiler

  4. Cok uzgunum. Aglamamak icin zor tuttum kendimi ki eminim gozyaslari icinde yazdiniz bu yaziyi. Cok sukur ki simdi Rabbim size karsiligini vermis. Hergununuz bi oncekinden daha da mutlu gecsin eminim hakediyosunuz bunu esinize ailenize ve cocugunuza bagislasin Allah.

  5. Etkilenmemek mumkun deyil. Sukretmek icin bircok nedenimiz var. En cokda ogluma baktikca, esime, aileme, beni seven herkeze baktikca cok sansli oldugumu ve gercekten sukretmem gerektigini anliyorum. Rabbim evlatlzrimizin acisini bize gostermesin :-(.. evlatlarimizla erzaman mutlugu yasamamiz dilegi ile :-)..

  6. Ablam 2 sene evvel bir cop kamyonunun carpmasi sebebiyle 71 gun yogun bakimda kaldi. İlk gun hastaneye vardigimizda hastane calisanlarina (arkadaslariydi) uzerinden cop kamyonu gectigini ve sikayetci oldugunu soyledigini bilmemize ragmen biz belki ablam dalgindi, belki hataliydi, insallah kendine geldiginde o ifadesini verir dusuncesiyle sikayetci olmadik. O acimiza ve yasadigimiz soka ragmen. Tabi bunda ifademizi almak icin gelen polislerin biz sikayetci olsakta olmasakta her turlu kamu davasina donusecek demeleride etkili oldu. Fakat sonra ablam hala yogunbakimda yasam mucadelesi verirken ogrendikki savci dava talebini dusurmus. Bu sefer o hic gecmeyen kabus gibi gunlerde birde bununla ugrastik. Nitekim sikayetimiz ise yaradi dava acildi. Mahkeme hala suruyor. Demem o ki sizin dustugunuz duruma dusmesin diye iyi niyetli davrandik fakat hala ablamin mi yoksa soforun mu hatali oldugu muallakta. Bu arada ablam artik aramizda degil. 71 gun suren mucadele 28. Yasina bastiginin 2 gun sonrasi son buldu. Bazen hatami ettik acaba diye dusunmuyor degiliz. Allah sucsuz yere kimseyi zorda koymasin. Gidenlere rahmet olsun.

  7. Ben nasil seviyorum sizi güzel bir anne güzel bir insan maşallah.. bu hayatta herşeye muhalefet edenler olacak gününüzü yaşayın bal kızınızla :)

  8. Herkez kendi penceresinden bakiyor hayata,Aciya tanik olmus ruhlar ve bedenler ya egoistlesiyor ya da daha cok insan olabilme savasina giriyor bende bunlardan biriyim…iyilik daima kazanir.Sizin hayatta olabilmeniz bile bana mutluluk,güc,klavuzluk verirken baska insanlarin inanin sizin acinizdan ne düsündügünün öneminin olmamasu lazim.Sizi severek takip etmekteyim.Iyi ki varsiniz Inci hanim.Ailenizle huzurlu,saglikli mutlu günlere…

  9. İntagramda sizi takip ediyorum ama bu kadar mutlu bi kadinin aslinda hayattaki en zor mutsuzlugu yasadigi aklima dahi gelmezdi. İnanin goz yaslariyla okudum. Rabbime sukurler olsun ki uzun surmemis. Hayat cok kisa ve zor mutsuz olmak icin sebep aramaktansa kucuk seylerle mutlu olmayi bilmek lazim

  10. Şu an bebeğimi sallayıp uyuturken okudum yazınızı.gözyaşları içinde.. O kadar yoğun duygular içinde yazmışsınız ki etkilenmemek mümkün değil. Ne diyeceğimi bilemiyorum.bir rüya ya,sizi hayata döndüren bir rüya.peki ya oğlu o rüyayı görmeseydi ne olacaktı.siz masumken boş yere hapis mi yatacaktınız? Nasıl bir adalet sistemimiz var.kızmamak elde değil.size sonuna kadar hak veriyorum,abartın mutluluğu.Allah ailenizle sağlıklı mutlu günler nasip etsin inşallah

  11. Vefat eden amcanın oğlunun rüyasına girmesiydi ve rüyasında oğluna “ hiç suçu yokken o kızcağız ne hallerde” diyip, oğlunun suratına tükürmesiydi benim tahliye kararım.
    Gözlerim dolu dolu oldu bu cümle beni bitirdi diyebilirim. Kızınızın adını neden Mavi koyduğunuzu daha iyi anlıyorum diyebilirim..
    1 dk sonrasının garantisi bile yokken ne gerek var mutluluğu ertelemeye. İnci hanım ve Mavi mutluluk hep sizinle ve bizimle olsun,mutluluğu dert etmeyeceklerle olsun :)

    1. 1 dk sonrasının garantisi bile yokken ne gerek var mutluluğu ertelemeye.. sozunuz çok hoşuma gıttı dogrusu yanlış anlamassanız tanışa bılır mıyız sohbet amaçlı)

  12. Inci hanım sizi instagramda ilk gördüğüm andan beri sevdim. Bu yazıyı paylasmak zorunda bırakan insanlar sizin canınızı sıkmışa benziyor. Diyeceğim o ki (nasıl ifade edecegimi bilemiyorum ) siz ne olur onlar sebebiyle canınızı sıkmayin ve tatlı bebisinizle oyunlarinizi gülerek musmutlu oynamaya devam edin. Golgeniz bile musmutlu olsun hep.. minik kızınız ve bizler çok şansliyiz hayatımızda oldugunuz için.

  13. ne kadar açık yüreklilikle yazmışınız.hayat işte insanın yaşamı biranda tepe taklak olabiliyor.önemli olan dersleri alıp dimdik yürüyüp şükretmeyi bilmek ki siz böyle yapmışsınız.rabbim ellerinizi bırakmasın inşallah

  14. O kadar güzel anlatıyorsun ki herşeyi canım sen çok tatlı ve sevgi dolu bir annesin canım arkadaşım başına gelen talihsiz olaya çok üzüldüm sana ve Mavi ye kocaman sevgiler

  15. Merhaba İnci,

    gerçekten çok etilendim tarif edemem. Mavi ve Özgür’le mutlu güzel anılarla dolu bir hayatınız olsun inşallah ..Sevgiler Gülşen

  16. merhaba inci hanım, yazınızı önce şaşkınlıkla, elimle ağzımı kapatarak, heyecan dolu bir film izliyormuş gibi gözlerimi kısarak okudum. sonrasında gözlerim dolmaya, ağlamaya başladım. o kadar çok etkilendim ki. hayatın nasıl da bir kaç saniyelik anlarla değiştiğini çok güzel çok içten anlatmışsınız. diyecek söz bulamıyorum.

  17. canım benim ne zor günler geçirmişsin. ben anca okuyabildim ve tüylerim diken diken oldu. Allah bir daha böyle günler yaşatmasın sana ve ailene. Mavi’yi ve seni çok çok öpüyorum.

  18. O kadar şaşırdım ve duygulandım ki… Avukatlık yaptığım için bu olaylarla çok karşılaşıyorum. Ancak bu hikayeyi okuyunca hayatta hiç bir şeyin , bize göründüğü kadar uzak olmadığını anlıyorum. Allah bir daha yaşatmasın ve kimseyi özgürlüğü ile sınamasın

  19. İnci hanim…..okurken korktum…üzüldum..suktettim..dua ettimmm…karmakarisik oldum….Allah hep guzel gunler yasatsin..hep gUzel insanlarla karsilastrsn evlatlarimizi hepimizi…;((

  20. Allah birdaha yaşatmasın inş benim çok korktuğum bi olay.başıma gelse naparım diye çok kez düşünmüşümdür

  21. instagramda sizi takip ediyorum. blogdaki yazınızın başlıklarını görünce çok şaşırdım ve hemen yazılarınızı okudum.çok şaşırdım çünkü ben sizi resimlerinizde hep mutlu görüyordum.böyle şeyler yaşadığınız aklımın ucundan bile gecmemişti… ama okuduktan sonra sadece resimlerde değil gerçekten mutlu oldugunuz anladım…Bundan sonra resimlerinizde baktığımda sadece mutluluğunuzu değil acılarınızi huzunlerinizi de görücem ama en çok şükür sebebinizi gorucem… bizimle deneyimlerinizi paylaştığınız içi teşekkür ederim…hayata daha baska

  22. Okurken inanın ben ürktüm, korktum, çaresizliği yaşadım. Aileniz için içim eridi, size ayrı üzüldüm. Tüylerim diken diken oldu. Allah kimseye bunu yaşatmasın. Hele sizeböyle sıkıntılar bir daha hiç göstermesin. Şükür dolu yüreğiniz sizi ve ailenizi korusun

  23. Şapkanızdan bir prenses çıkmış…mavi size hep huzur mutluluk bol bol gülümseme getirsin.sizi tanımak güzel…

  24. inci hanim yazinizi okuyunca cok duygulandim inanin bende bir mahkumun annesiyim oglum oraya girdiginden beri gunduzler gece geceler zifiri oldu kendimi hep kader mahkumlarinin yerine koyuyorum daha uzun bir sure daha boyle yasiycaz gelecek gunler ne getirir bilmiyorum.ama sizin icin cok sevindim mutlulugunuz daim olsun sevdiklerinizle beraber.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>