Bebek, Aşkı Öldürüyor mu?

Yeni bir sevgiliniz var. Çok aşıksınız hem de. Gözünüz başka hiçbir şeyi görmüyor. Kalbinizde kelebekler, karnınızda sancılar oluyor düşündükçe. Her buluşmada çok özenli davranıyorsunuz. Sizi hep bir çiçekle karşılıyor. Minicik notlarını, mesajlarını saklıyorsunuz. İşte evleneceğim adam, işte çocuğumun babası diyorsunuz. Evleniyorsunuz, hayalinizdeki düğünle. Her şey muhteşem. Bir tek çocuğunuz eksik. İşte o zaman aşkınız çok büyüyecek. Hayallerini kuruyorsunuz. Bir cafeye gittiniz, ayağınızda topuklu ayakkabı, bir elinizi eşiniz tutuyor, diğer elinizle kahvenizi yudumluyorsunuz ya da yemeğinizi yiyiyorsunuz ve şıp şık kıyafetlerinizle şen kahkahalar eşliğinde siyasetten, modadan vb sohbet ediyorsunuz. Bebeğiniz de yanınızda mama sandalyesinde oturuyor ve eline verdiğiniz oyuncağı ile etrafa gülücükler saçarak kendi kendine oynuyor. Ve elele tutuşarak , elinizde portföy çanta çıkıyorsunuz cafeden.

Anne olanlar, bunu okurken güldüğünüzü hisseder gibiyim. Evet evet yukarıdaki hayali biraz değiştirmem gerekli, daha doğrusu gerçekliği ile anlatmam gerekli. Başa saralım. Topuklu ayakkabı mı o da ne. O kısmı atlıyorum hemen zaten. Bir cafeye gittiniz; yemekleriniz geldi. Siz önce çocuğunuza birşeyler yedirmeye çalışıyorsunuz, tabii çocuk ne de olsa, döküyor saçıyor, siz uçak geliyor ya da başka hikayelerle yemeği yedirmeye çalışıyorsunuz. O esnada eşiniz telefonla konuşuyor ya da gazete okuyor arada da size yardımcı olmaya çalışıyorsa süper. Bu arada sizin yemeğiniz buz gibi oldu ama olsun. Şıp şık kıyafetlerinizin üzerinde lekeler var ama olsun. Eşinizle edebildiğiniz tek sohbet çocuğunuzun yemeğini yediği veya yemediği üzerine oluyor. El ele tutuşmak kısmına gelecek olursak, belki uzun bir süre elele tutuşarak yürümeyi unutuyorsunuz gibi aslında. Ya da nadir anlardan olmaya başlıyor ve o anlar bunun geyiğini bile yapar hale geliyorsunuz. Çünkü birinizin elinde, bebeğiniz için hazırladığınız büyük bir çanta var ( içerisinde yok yok, acil her türlü duruma karşı, bez, oyuncak, yedek kıyafet, ıslak mendil, tabak, kaşık, biberon….), biriniz bebeğinizin arabasını sürüyor. Bu arada bebeğiniz arabasına oturmayı reddettiği için eşlerden biri de bebeği kucağında taşıyor.

Şimdi gerçek oldu işte hayal kısmı.

Hele ki yalnız bir anneyseniz, size bebeğinizin bakımı ve manen destek olabilecek kimse yoksa işler biraz daha değişebiliyor. Nasıl mı?

9 ay süren bir hamilelik yaşadınız. Ve bebeğinize kavuştunuz. Ve hayatınız tamamen değişti. Minik bir mucizeye çok büyük sorumluluk hissediyorsunuz ve çok büyük bir aşk besliyorsunuz. Size öyle ihtiyacı var ki, size öyle muhtaç ki. Ve sizin hayatınız birden bire bebeğiniz merkezli oluyor ki bu da çok doğal bir süreç. Bir de tabii hormonlarınız var. Fakat 7-24 ilgilenmeniz gereken bir bebeğiniz varken, çevreden sizden ilgi bekleyenleriniz de var bir yandan. Eşiniz, akrabalarınız…Ama bu süreçte siz kendinizle bile ilgilenemiyorsunuz belki de. O her daim bakımlı, kalbinde kelebekler uçuşan kadın gidiyor, bir elinde bez, bir elinde biberon ve mutlu ama yorgun bir kadın oluveriyorsunuz doğal olarak. Geceleri bebeğinizi uyutmak için büyük bir savaş verdikten sonra, ya siz de uyuyakalıyorsunuz yanında ya da salona geçip ayaklarınızı uzatıp birazcık tv izlemek ya da birşeyler okumak istiyorsunuz doğal olarak. Ama hayallerde öyle değildi. Bebeğinizi yatağına bırakıyorsunuz anne ve babası olarak ( ikiniz de çok şıksınız bu arada ), bir öpücük konduruyorsunuz yanağına, iyi geceler dileyip, ışığı kapatıp, el elele siz salona geçiyordunuz:) Ama yaşadığınız manzara bu hayalden çok farklı oluyor. Hele ki bebeğinizin yeni doğduğu dönemlerde. Hani geceleri 10 kere uyanıp tekrar uyutmaya çalıştığınız dönemlerde. Eşinizin uykusu bölünmesin diye sizi ve bebeğinizi yatak odasında bırakıp, geceleri salonda uyumaya başladığı gerçeğini yaşıyorsunuz. Sorun yapmıyorsunuz, aklınıza bile gelmiyor. Peki ya eşlerin neden aklına geliyor, niye bizimle ilgilenilmiyor diye düşünülüyor ve bu büyük aşk neden yerini ilgisizliğe bırakıyor. Suç annelerde mi, tek başına bebeği ile ilgilenmek zorunda kalan anneler de mi!!!

Belki de anneler, doğumdan sonra gerçekliği farkediyorlar , ne kadar yorgun da olsalar, zorlansalar da, bu durum aykırı gelmiyor. Belki de babalar gerçekliği farkedemeyip, hayalleri gerçekleşmediği için, bunun hayal kırıkığı ile yaşıyorlar ve bu durum aykırı geliyor onlara. İşin içerisinde onlarla ilgilenilmediği, sevginin artık tamamen bebeğe kaydığı düşüncesi bile girebiliyor. Ama kendilerine yediremiyorlar belki de, bunu dile getirmeyi. İnsan kendi bebeğini kıskanır mı diye kalıyor belki de alt benliklerinde.

Halbuki bu dönemde belki de en çok morale, desteğe ihtiyacı olan taraf anneler. Çünkü babaların hayatları eskisine nazaran çok değişmiyor, devam ediyor. Ama annelerin öyle mi. Hayatları da, hormonları da, hayata bakış açıları da değişiyor. Bir de herkes hep annelere konuşuyor ve karışıyor. Sütünden tutun da, bebeğin ne yiyip ne yemeyeceğine kadar. Karışan kafalar, ben iyi bir anne değil miyim düşünceleri daha da değiştiriyor dünyalarını. Ve bu değişen dünyaya uyum sağlayamamak ölüdüyor bence aşkı, çocuk değil.

Anlayışsızlık en temel durum haline geliyor işte o zaman. İşte o zaman tahammülsüzlük başlıyor birbirlerine karşı, anlayamadıkları için dünyalarının değiştiğini ve bunun keyfini yaşamayı bilemedikleri için. İşte o zaman annenin tek dünyası çocuğu, babanın tek dünyası arkadaşları ya da işi oluyor. İşte o zaman anne o eski aşk dolu günlerine özlem duymaya, baba da bekar günlerine hasret çekmeye başlıyor. Ve aşk ölüyor. Bir taraf Marstan, diğer taraf Venüsten, yok aşkın ömrü şu kadardır, yok evlilik aşkı öldürüyor, yok çocuk aşkı öldürüyorlar konuşulmaya başlıyor sonra da. Halbuki anlayışsızlık öldüren herşeyi bu dünyada. Değişen dünyalarını ve anneyi, bu büyük mucizeyi ve aynı zamanda mücadeleyi anlayamamak öldürüyor hem de.

Anlayışı olan eşlere, eşim gibi, selam olsun…

Anlayışı olmayan eşlere de, bu yazı iki satır kelam olsun…

Sevgilerimle…

 

Paylaşmak Güzeldir :)
Share on Facebook0Pin on Pinterest0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0

Bebek, Aşkı Öldürüyor mu?” üzerine 5 yorum

  1. Çok güzel yazmışsınız gerçekten. Çok şükür benim eşim de anlayışlı olanlardan :)

  2. Yazinizi okurken 10 yillik evlilik hayatim film seridi gibi gecti onumden ve daha 1 saat once bir konusmamiz” sadece yarim saat yuruyus yapmaj istiyorum” dedim,bu arada esim isten geldikten sonra 2 saat spora gidiyor geldikten sonra morali yerindeyse ortaligi toplayacak kadar ki cok nadir cocuklarla ilgileniyor,aramiz hep limoni en buyuk derdimiz aramizdaki ozel iliski,bunu isterken benim ruh ve beden rahatligim hic onemi yok ,binlerce defa dedim “cocuklarla yeteri kadar ilgilenip kendime zaman ayirabilirsem emin ol hic bir talebini geri cevirmem ama butun gunun temposu gece onlari uyutana ve devaminda evin isine zaman ayirma yogunlugum kusurq bakma sana gece icin bende hal kalmiyor” hep yuk annede,empati yok,maddi durumunda zorda ise bir takim kolayliklarin yok ise bulasikti suydu buydu derken birde ustune evin gecimine ortak olmak icin gece dikis dikip para kazanmaya calisiyorsan ustune bunun sanki en kotu kabahat gibi tarrisma konusu oluyorsa aglamaktan baska terapin olmuyor dort duvarda,sizin yaziniz benim en agir yaram ama iki kelime bile yetti kafanizida sisirdim kusura bakmayin,siz hep yazin,biz okuyalim,sizi bugun cok iyi anladim ve gec kaldigim icin kizdim kendime,sevgiyle kalin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>